29 Aralık 2009

Tan Yeri ve Murat Nehri



Bu pazar pinekle pinekle derken çatlama sınırına geldim. Hafta sonları geç kalkıldığından mıdır nedir pek bi bereketsiz ve sıkıcı geçiyor. Biz kalktık toparlandık kahvaltı yaptık derken saat oluyor 1-2. Bu hafta da aynı sahne aynı senaryo vardı. Ama hava günü yaşayanlara açmıştı kollarını. Aralık ayının son demlerinde, doğuanadolunun orta göbeğinde olmamıza karşın kimin bahtına bilinmez günlük güneşlik, baharın yazında bir hava vardı.

-Cano dedim, hadi nehir kenarına gidelim dedim.

Bir gün benim de dizimi kırıp ,evde oturup, dışarıya; alt tarafı inin cinin top oynadığı, sarhoşların onlara pas attığı, ehli keyfin balık tuttuğu bir mekana, yalvarırcasına gitmek isteyeceğim aklımın ucundan geçmezdi. Hele bunun için de bir erkeğe boyun büküp: nolurrr lütfennn diye sevimli, masum, mazlum olacağım...


Tabi bizim hazırlanmamız ile güneşin batışı birbiriyle yarış halindeydi.O batışı, o gidişi izleyemezsek nehrin bir anlamı yoktu alacakaranlıkta. Cano arabayı nehir kenarına, finish flamasına yetişir gibi kullanıyordu. Ve burun farkıyla yetiştik güneşe. Kovboyların silah çekme hızlılığında cebimden telefonumu çıkartıp, o muhteşem kızıllığı çektim. Bol bol da poz verdim hatırlarım için.


Doğa bakşa bambaşka. Allahı hatırlatıyor insana.Esma-ül Hüsna-yı yaşatıyor bakana. Koca nehir, ucunda güneş, sanki altına katlanmış, uzaklarda nizamlı intizamlı dağlar tepeleri beyaz şapkalı. Ve genç şehri. Sessiz sakin loş ışıklı ovasında hengameden beri.


Dere kenarına indik.Su mucize bir şeydi. Göreni dinlendiriyor, arındırıyor, temizliyordu geçmişinden geleceğinden...

Bahardaki coşkusu yokmuş, bu mevsimde ağır akarmış, sessiz sakin darmadağın. Bütün kolları kendi halinde.Biri sağa biri sola. Biri de yurt yuva tutmuş ben burdan öteye gitmem demiş, kalmış.

Nehrin akış düzenini ve ortamın coğrafi özelliklerini pek kavrayamasam da ; akıştan sürüklenmekten etkilenmiş yuvarlak hatlı taşları, eski yataklardaki kum ve mil yığınlarını, nehrin coşkulu zamanlarda şehre ve tarlalara zarar vermesini önlemek için çekilen seti, eğim olmadığı için menderesimsi akışı gördüm.















2 yorum:

  1. Ne güzel şey, olmaz dediğin yerde güzellikler görebilmek:)

    YanıtlaSil
  2. Aslında sevdim burları.İstanbul'dan sonra terapi gibi geldi bana, tedavi etti beni ruhen ve bedenen.Umduğumdan farklı çıktı.Doğunun Milano'su diyebiliriz buraya.

    YanıtlaSil