9 Aralık 2009

Arife Günü

Çok ama çok uzun bir aradan sonra tekrar yazıyorum. Ara vermemin sebebi bayramdı. Bayramdan sonra da bir türlü fırsat bulup yazamadım. Kütüphanede de, kitap fiyatlarını Ocak ayına kadar mali kaynaklar programına kaydedip yetiştirmekle meşguldük. Üstüne bir de öğretmen atamaları eklenince benim anılarım epey bir çoğaldı. Ama ben sebebini B12 vitamine dayandırdığım unutkanlığım nedeniyle sadece özet niteliğinde geçmiş günleri yâd edeceğim. Şu an bu yazıları da evden yazıp kardeşcezimin flaş belleğine kaydedip, gün içinde bloğumda yayınlıyorum. Artık böyle yapmaya karar verdim. Hem amme hakkına girmemiş olurum, hem de iş yerinde gözümü bilgisayardan almış olurum. Evde de kendime karizma gözlüklerim ve Cano’nun laptopuyla ciddi bir çalışma havası vermiş olurum. Ki bu beni daha bilimsel ve kültürel çalışmalara sevk eder diye düşünüyorum.

En son hatırladığım arife günüydü. Mübarek bir gündü ancak ben onu gıcık bir şekilde geçirdim. Sağ olsunlar iş yerinden erken bıraktılar o gün. Eve gelir gelmez paçalarımı sıvadım ve temizliğe başladım. Güya Cano da bana yardım edecekti ama o bir şekilde kaytardı. Arife günüydü. Bayramın öncesiydi. İstanbul’da Annemle temiz olan evimizi adet yerini bulsun diye biz de temizlerdik. O anları hatırladım. Yine bir bayramı gurbette geçirecektim. Bu annemden ayrı 3. hüzün bayramımdı. Daha alışamamıştım. Çocukluğumdan beri bu günleri hiç ama hiç sevmemiştim. Hep gurbette, hep kapalı kapılar içinde geçirirdik. Dost yoktu, akraba yoktu, arkadaş yoktu. İstanbul’a geldik. Yine aynıydı.

Ben bunları derin derin düşündüğüm için temizliği de derinleştirmiştim farkında olmadan. O koca koca camları sildim, aynaları, mobilyaları, yerleri sildim. Evde halı, kilim, yolluk, battaniye adı altında ne varsa hepsini topladım, balkondan silkeledim. Cano bir darbe daha atmıştı. İşi vardı yemeğe gelemeyecekti. Bende de tek başına yemek yeme fobisi olduğundan, bütün sinirimi parke taşlarından çıkardım. Bu arada da arap sabununun parke taşlarını parlatmadığı kanısına vardım. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de elektrikler sinirime sinir kattı. Bir tabak çorba içip, Cano’ya metrelerce suratla mübarek günü sonlandırdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder