Cano'yla artık ilişkilerimiz yavaş yavaş değişiyor.Aslında böyle düşünce güzümle olayları yönlendirmek istemiyorum ama, eğer olaylara müdahale etmeden uzaktan izlenirse maalesef aynı kanıya varılıyor.6 ay da çok uzun bir süre değil ama klasikleşmek için yeterli bir süre sanırım.
Bana da dediği gibi Cano'nun: 40 yıllık evliler gibiyiz yolda sokakda, hiç samimi değiliz...
Artık eve gelme gitme saatleri de oynuyor.Eskiden yelkovanın 12'nin üzerinde olduğunda çalınan kapının sesinde olan kulaklar artık sönüyor(psikolojide ki sönme)....
Saniyeli gecikmeler bile haber verilirken, şimdi 5 dak. sonra deniliyor yarım saat geçiyor...
Başlarda aynı mağazada yapışık ikizler gibi gezilirken, daha bir kaç gün öncesinde herkes kendi reyonunda, yakışıp yakışmadığını bile birbirine sormadan alışverişler yapılıyor.Sen de birşeyler al kendine, hiç olmazsa şunu al bari 10 tl denmiyor.
Savaş çıkıp, kıtlık olacağı fikri veren, dolu dolu gelen eller kollar artık kapıyı zor tıklatıyor.
Ve sık sık ben geç geleceğim, beni bekleme-ler...
İncinmemem için özenle seçilen kelimeler artık yoruldu seçilmek istemiyorlar...
Bugün ki sıkkınlığım galiba bana bunları hissettiren; Lojmanda bayanlar arasında gün yapılıyor.Hafta içi yapılan günlere ben çalıştığım için gidemiyorum, ama yine de haber veriliyor, en azından parasal durumumu ayarlamam için söyleniyor.Bu ay ki günün sahibi evde annem bizde misafir olmasına rağmen bana haber vermedi, ben de başka bir komşudan duydum.Akşam da başka komşular; -sana neden haber vermemiş çok ayıp etmiş dediler.
Ben de Cano'ya ; bana haber vermedi ayıp etti, hem komşular da öyle diyorlar dedim.
Cano her zamanki gıpta ettiğim hüsn-ü zannıyla: Unutmuştur, sana garezi mi var, neden öyle yapsın ki, siz kadınları (seni) anlamıyorum, v.s. v.s.
Elbette ben de gidip cıngar çıkaracak değilim, çağırmazsa çağırmasın bunu da belleyecek değilim.Ama en önemli dayanağımdan:
-Boşver iyi niyetli düşün, sen ver paranı, çağırmazsa çağırmasın, belki elektirik alamamıştır senden, uyuşmuyorsunuzdur, aman kadınlar işte sen uyma onlara, sen farklı ol, demesini beklerken, sanki ben fitne fesat biriymişim de, ard niyet arıyormuşum, o iyi bir kadınmış da ben şerli biriymişim gibi bir savunma içine girdi bana karşı.Hem de annemlerin yanında.
Çok sinirlendim, hiç bu kadar sinirli halimi görmemişti, artık gördü.
Kendime hakim olamadım, haklıyken haksız duruma, Cano'ya, annemlerin yanında sesimi yükselterek düştüm.Bu şiddetim Cano'nun benim şerli biri olduğumu ima eden cümleleriyle iyice örtüştü.Eğer bu fikrimle içinden beni yanlış nitelendirdiyse, yüksek sesim ve asabiyetimle onu tastikledim.
Kalktım gittim masadan.
Çok üzgünüm beni haklı veya haksız başkalarına karşı savunmasını beklerdim.Babam aklıma geldi; annemi dışarıya karşı hiç korumadığı...Hatta dayak yemesine müdahale bile etmediği.
Korktum, korkuyorum.
Kadın ruhu ne kadar da korunmaya, koltuk altına muhtaçmış.Ondan mıdır ki erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması?
Kaldı ki savunduğu bir kadındı.Kıskanabilirdim de.Elin kadını neden tutuyorsun diye düşünebilirdim de.
Küçük şeyleri sevmiyorum, hepsi bir arada kocaman oluyor...














