14 Aralık 2009

Kurban Bayramı


Bayram Özel Misafir Çikolatalarımız





Bu da çocukların şekerleri.
Aslında çok yanlış bir adet ama maalesef çocuklar buna mecbur bırakıyorlar.Çikolatanın, şekerin iyisini çocuklara vermek lazım, bayram asıl onlarla anlamlanıyor ama onlar kanaat etmedikleri için tıpkı Allah'ın kullarına da uyguladığı bir yöntem olarak kötüsüne layık görülüyorlar:)
Bir de çocuklar yetişkinler gibi ikramın dedikodusunu etmiyorlar.Beğenmezlerse uzatmadan atıyorlar ellerinden.Günlerce hatta yıllarca dillerine dolayıp; filancalar geçen bayramda adi çikolata vermişlerdi, neydi o öyle hiç yakıştıramadım, çift maaş alıyorlar ama ne fayda, üstlerine başlarına baksan paşazadelerden sanırsın v.s.... diye devam ettirmiyorlar.
Ama ben bu içi sıvı dolu şekerleri daha çok seviyorum...



Walla üşengeç biri olduğum blogumdan bile belli oluyor. Taa bayramdan kalma hatıralarımı bile yazmadım. Üstünden zaman geçince de pek etkileyici yazamıyor insan.

Bayramın 1. günü tam bir dramdı. Cano sabah namaza gitti. Ardından bayramlaşma töreni varmış orda görev aldı. Daha sonra kurbanlığın başına gitti. Eve geldiğinde akşam olmuştu. Bir de akşam takviyesi eklenince ben iyice dolmuştum. Çünkü bütün gün evde sessiz sakin kimsesiz bekledim. Arada kütüphaneden beni tanıyan öğrencilerin, şeker toplamak için bilmeden çaldıkları kapıyı, benim açmamla, birden irkilmeleri, bazılarının utanmaları ve kapıdan bir adım geri çekilmeleri şenlendirse de; annemden ayrı arkadaşlarımdan ayrı adı bayram üzdü beni. Annem de az aramıştı o gün beni. Hemen senaryolara başlamıştım; demek alıştı bensizliğe alıştı yokluğuma…

Karşı komşunun kızı Öykü’yü almıştım yanıma şenlik olsun diye. Ancak Öykü de yalnız bıraktı beni. Ağlaya ağlaya annesine gitmek istedi hiçbir şey demeden ya da diyemedenJ Ben başka odadayken şekerlikten çocuklar için ayırdığım şekerlerden birini almış ve sert olduğu için dilini ısırmış, dilini kullanamadığı için derdini de anlatamamış.Aynı durum başıma gelince çözdüm Öykü’nün sırrını :)

Buraları geçiyorum, yazarken bile geriyor beni. Ama hakkını yiyemem Genç’in bayramlarının. Hayatımda hiç bu kadar insanla bayramlaşmamıştım. Geçen bayram da bu bayram da yoğun bir bayramlaşma, gelen-giden trafiği olmuştu. Çok hoşuma gitti. 2., 3., 4. günler hep misafirlerle, gelip gitmelerle geçti. Artık misafir servislerinde hız kazanmıştım. Otomatiğe bağlamıştım. Kütüphaneden Celal Beyin ailesi sora sora bulmuşlardı bizim daireyi. Kapıda tanımadığım bir yığın insanı görünce şaşırdım, ki bu hareketlerime de yansımıştı. Düşüne düşüne, tek tek ,ağar ağar bayramlaşıyordum hanımlarla. Çok sıcakkanlı, samimi insanlardı. Küçük olduğumuz halde evimize gelmeleri onare etmişti bizi.

Kurban etleri ise bizim ilk deneyimiz oldu. Cano’nun kılı kırk yararcasına ayırdığı paylar ve o anlar aklımda olanlardan. Etlerin bir kısmını kıymalık, bir kısmını yemeklik kuşbaşı ve bir kısmını da pirzolalık olmak üzere 4 gün içinde hallettik. Çok şükür bozulmadan kurtardık.


4. gün biz de kütüphaneden Zeki Bey’in evine gittik. Gitmesek onun bayram öncesinde evinin adresini vererek ısrarlı davetine ayıp etmiş olurduk. Gerçi bayram boyunca bizi beklemekten sıkılmış olacak ki çarşıya çıkmıştı. Biz de ailesiyle tanışıp ev baklavasını yedikten sonra kalktık.

Netice itibariyle ilk günü saymazsak güzel bir bayramdı. Hayatımın en hareketli, en güzel bayramıydı, yaban ellerde olduğumuzu hatırlamazsak.Biz de kapı kapı dolaşıp bayramlaşmış, bayram için ikram edilen etli pilavları mideye indirmiştik.

Cano'nun eti üçe ayırdığı anlar; sol üst köşedeki bizim pay:)


Et haşlamamız oldukça lezzetliydi. Arnavur ciğeri; Cano usulü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder