Cuma akşamı Cano uyuduğu için evde tek başımaydım.İşi gereği zaten iki güne bir evde oluyor.En son pazartesi akşamı evdeydi.Bu hafta yoğun geçmişti onun için.Ben de bencilce sıkıldım.Biraz kitap, tv derken uyumaya gittim.Ama uyuyamadım.Geri kalktım.Sonra tekrar aynı girişimde bulundum.Derken saat 2 olmuştu ve ben hala uyuyamıyordum.Aralarda takviye olarak uykumu desteklemek için kaşık kaşık yoğurt yememe rağmen.Aklıma kitap okumak geldi.Az okumamın sebebi olan okurken uykumun gelmesi bu sefer işime yaradı.Nihayet uyudum ve rahatladım.Sabah çok sıcak suyla uzun süre yaptığım banyo tansiyonumu düşürmüş olacak ki kahvaltı yapacağımız sırada başım döndü, ellerim titredi.Hemen salona uzandım ve orda 1 saat kadar uyudum.Uyandığımda her zaman ki gibi sular kesikti.Sabah saat 9'dan akşam saat 6'ya kadar yaklaşık bir aydır sular kesiliyor.Diyorum ya küçük İstanbul burası.Bingöl'de aşırı yağışlardan dolayı borular patlamış.Hala da patlak.Susuz bir hayat çok zormuş.Hiç bir şey yapamıyorsun.Yemek, bulaşık, çamaşır...
Bütün gün kös kös oturdum, uyudum.Sessiz, sakin ve bulutlu bir havam vardı.Netice itibariyle çok sıkıcı bir gündü.Akşamdan kalmaydım:)
Neyse ki imdadıma Selin yetişti.Akşam saat 5 gibi kapıyı çaldı.Bu akşam Semra teyze( alt kat komşumuz) seni oturmaya çağırıyor dedi.Bugün için kimden geleceği hiç önemli olmayan böyle bir daveti seve seve kabul ettim.İki insan görünce moralim düzeldi.Yanlız ve sessiz kalınca annemi özlemek üzüyor beni.O yüzden olacak ki mutfakta yemek yaparken tv nin sesi son çizgisinde oluyor.Komşular sağır olduğumuzu düşünüyor olmalılar ki, arada Selin: sizin evden sesler geliyor diyor:)
Pazar sabahı ise tam anlamıyla aksiyon.Yine sular kesik.Ortalıkda damacanalar, 5 lt lik su bidonları, tencereler, çaydanlıklar koşuşturuyor.Aşağıda büroda dolup bizim evde boşalıyorlar:)
Randevumuz vardı diş doktorunda.Neyse ki saat 2 gibi çıkabildik evden.Ben uyuşuktum da zaten Cano da ya bana baka baka oldu ya da onun da kanında vardı bu mered:)
Doktor da bir tuhaftı.Adamın koltuğa otur demesiyle kalk demesi bir oldu.Belli ki hiç hoşlanmıyor dişlerden. Gelenleri de: Sen kanal tedavisi yaptır, sen dişlerini fırçala, sen pazartesi gel diye gönderdi.Bizi gönderemedi ama minumum sürede 2 diş dolgusu yaptı.Bakalım inşallah sakata gelmeyiz.
En değişik olanı da ağzımın sağ tarafına iğne yapıp uyuşturması oldu.Güldükçe, konuştukça ağzım sola çekiyordu.Aynada kendime bakıp gülüyordum.Cano ya gösterdiğimde :Yok öyle bir şey sana öyle geliyor diyordu.Artık Bingöl caddelerinde son ses iddialaşıyorduk.His olarak ağzım sola çekiyormuş gibi gelebilirdi ama gözüm de mi sola çekiyormuş gibi görüyordu.Saçmaydı.Sonunan kadar inatlaşabilirdim.
Daha sonra leke ye gittik.Burası Bingöl'de giysi alınabilecek tek yer.Diğer mağazalar çok güzel ama çok da pahalıydı.90 milyona denilen ayakkabıyı Cano'nun 65 e almasından esnafın ağzını doldura doldura hatta kucarsacına bir fiyat istedikleri belliydi.Leke den ona 2 pantolon aldık.Ben de bişey almamak için kendimi poşetlere bağladım :)
Ardından aylık alışverişimizi yaptık.Adı aylık ama biz nedense 10 günde bir yapıyoruz bu alışverişi.Alışveriş arabasının resmini çektim, az sonra yayınlarım.Sonra yemeğe gittik.Sinemaya da gidecektik ama o gün itibariyle kotayı aşmış bulunmaktaydık.Eve gidip aldıklarımızı yerleştirdikten ve bir kaç çok güzel hareketten sonra çevrim dışı olduk.
Resimleri yükleyemiyorum, bir sorun var galiba.Şimdilik görsellikten uzak bu yazımla yetinin artık.
16 Kasım 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder