23 Kasım 2009

Hafta Başı

Aslında yazacak çok şeyim var ama resimleri yükleyemediğim için yazmıyorum.Bir sorun var galiba blogda.Yine bir hafta sonunu sağ salim mutlu huzurlu devirdik çok şükür.Evdeydik.Zaten öğlene doğru kalkınca gün bitiyor.Akşam kapıda oluyor.O yüzden nasıl geçtiğini anlamıyor insan.Cumartesi Cano'yla mutfak dolaplarının içlerini düzenledik, raflara yeni aldığımız pembe çiçekli raf kağıtlarını serdik.İki rafı dışladık, çünkü kağıdımız bitti.Tekrar alıp onları da kurtaracağız o sefil görüntüden:)
Akşama da Cano elleriyle pide içi hazırladı ve onu fırında az pişirtip geldi.Düğün mü ne varmış.Fırın ana-baba günüymüş.Ondan sebep bizim ki de az pişmiş.Gelirken de, kıyamadığı, babalık yaptığı, bekar evlatlarına dağıtarak gelmiş.Ben de yanına bir tabak salata ve maydonoz hazırladım.Afiyetle yedik.Akşama da o yediklerini eritmeye spora ben de komşulardan-yeni gelin evi görmeye gittim.Güzeldi.Hatunlar ha bire renkli, şekilli, yeni model örgülerle ellerindeki şişleri çarpıştırıyorlardı.Maşallahları var ama becerikliler vesselam.

Ordan gelince de Cano'yla bir zamanlar baya bir reklamı yapılan Haluk Bilginer'le Beyazıt Öztürk'ün oynadığı, gerçekle bir nebze bağlantılı olan Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü? adlı filmi izledik.Yine her zamanki gibi bir kaç noktayı uyuklayarak kaçırdım.Filmde inler: Karagöz'ün saflığı,sağır olup her lafı yanlış anlaması, saymayı öğrenmesi (pır:1, eki:2, uç:3, dürt:4, baş:5), oyun oynadıkları sanılırken öldürülmeleri, kişilerin kostümleri...
Outlar sa: Osman Bey ve Orhan Bey dönemini anlatmasına rağmen kişilerin hal hareketlerinin Sultanlarla uzaktan yakından alakalarının olmaması,kadınların giyim kuşamlarının o tarihtekinden farklı olması, bol küfür ve laf kalabalığı olması.
Tavsiye eder miyim? Daha iyisi alternetif olduğu müddetçe hayır:)

Pazar günü yine öğleden başladı günümüz.Biraz Ata Demirel izledikten sonra eteklerimi topladım ve temizliğe başladım.Temizliğin ardından da made in Cano olan sarımsaklı pro-biyotik yoğurtla kızartma yaptım.

Sarımsaklı yoğurttan sonra gerisini siz tahmin edersiniz artık.Gece 3:15 de yeteri kadar dinlenmiş bir beden ve beynin eş zamanlı uyanışı...

Bu arada annem doğum günü hediyesini, Batu da Öğretmenler Günü hediyesini kargodan almışlar.Annem iki de bir çok mahçup ettiniz beni diyip duruyordu.Ondan ilk kez duyduğum bir şeydi bu.Genelde mesafeli insanlar kullanır bunu bildiğim kadarıyla.Annem de hemen yabancı görmeye başlamış beni anlaşılan.Saatlerce aldığımız hediyenin başında oturmuşlar, tıpkı 20 sene önce yeni aldığımız çamaşır makinasının önünde tam bir yıkamı programı bitene dek başında beklediğimiz gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder